K
Mehmet UZEL

Mehmet UZEL

mehmet@uzel.com.tr

HACI BABAM; “YEME İÇME ARTIK ZENGİNLERİN İŞİ"

Evet..Hacı Babam, gene konuştu; “Evlat Korona zengini daha zengin yaptı, fakiri de daha fakir yaptı, olan bizim gibi orta halliye oldu.. Allah yardımcımız olsun. İnsanlar belediyelere baskın yapmaya başladılar. Kimsenin huzuru kalmadı bakıyorum etrafımda insanlar barut gibi... Ben bugüne kadar böyle sahipsiz bir şehir görmedim. Manavı, fırıncısı, kasabı, bakkalı tutturabildiğine satıyor. Şehrimizde herhalde 400'e yakın zabıta var. Bu zabıtalar ne iş yapar, biri bana anlatsın. Eskiden manavı, kasabı, bakkalı tek tek gezerlerdi. Özellikle fırınlarda temizlik, gramaja bakarlardı. Şimdi insanlara sorun ekmeğin gramajı ne kadar desen o şehrin belediye başkanı bile bilmez. Maşallah bizim başkanlar TV kanallarını gezerler, güzel güzel süslü süslü konuşurlar. Bizler de inanırız. Kısacası bu şehirde kör tuttuğunu öpmeyi bırak ısırmaya başladı...

Yemek içmek artık sadece ekonomisi iyi olanlara mahsus. Onlar da maşallah var, hiç fiyat artışıymış, kaliteymiş aldırış ettikleri yok. Bir çay 10 TL, bir kahve 20 lira olmuş bu memlekette. Tavuk dürüm bile fakir yiyeceği olmaktan çıktı. Eskiden 10 liraya satılan tavuk dürüm 30 lira olur bu gidişle. Yani dışarda yiyecek adına seyyar satıcıdan başlayıp, kafanızı sokacak bir dükkan bulduğunuzda, lokantaya ulaşamadan hesabınız darmadağın oluyor. Restorantlar için tek kelime etmiyorum. Meyve sebze işlerini yazmaya gerek yok, pazaryeri bile artık zenginlerin uğrak mekanları oldu.

Demem o ki, bu şehirde inanılmaz bir başıboşluk var. Kör tuttuğunu öpüyor resmen. Ev kiralarından, gıda sektörüne, yiyecekten içecek sektörüne kadar fiyat terörü yaşanıyor. Hesap yapan yok, kaça aldın kaça satıyorsun diyen yok. Marketler zaten sürekli etiket değiştiriyor. Ve sürekli yeni şubeler açıyor. Hijen felan hak getire. Kullanım tarihi geçmiş mallar raflarda aslanlar gibi duruyor. Kokmaya yüz tutmuş gıda maddeleri etiket okuma merakı olmayanlara rahatlıkla satılıyor. Senede bir kere denetim yapıldığında, nedense herkesin önceden haberi oluyor ve tedbirini alıyor.

NİYE KOLAY HASTA OLUYORUZ..

Özellikle son dönemlerde niye kolay hasta olmaya başladık dersiniz? Bağışıklık sistemimize ne oldu? Niye enfeksiyonlara karşı dayanıksız hale geldik? Çocuklarımız niye çabucak hasta oluyor? Grip desen değil, sıcak çarptı desen o da degil, ama kuru öksürük, nefes almada zorlanma, vücut direncinde düşüş ve yatağa mahkum olmak... Ben ne bilim adamı, ne de tıp adamıyım. Ama ortada garip bir durumun olduğunu görebiliyorum. Kanser hastalığında artış da kafamızı karıştırıyor. Geçenler Kayseri LÖSEV'den Arzu hanımla konuştuk... Kayseri'de 3000'e yakın kayıtlı kanser hastası varmış. Bence bu olay çok düşündürücü. Mideler bozulmuş durumda. Akciğerler aldığımız nefeste bile zorlanıyor. Bir garip durum var ortada. Ne var ki kimse çıkıp açıklama yapmıyor.

Acaba diyorum, yediğimiz gıdalardan dolayı mı vücudumuz ve organlarımız ciddi bir saldırıya maruz kalıyor? Kullandığımız ilaç etki etmiyorsa bunun sebebleri nedir? Yoksa sebzede, meyvede, nohutta, soyada, mısırda, ayçiceğinde, buğdayda ve tüm bakliyat ürünlerinde kullanılan tohumlar mı bizleri bu hale getirdi? Bir gıda mühendisi arkadaşım, (Türkiye'deki tohumların çoğu yabancı kaynaklı. Hastalığı beraber getiriyor.) demişti. Sonuç olarak tohumculuk pazarının yüzde 70'i yabancı firmalara aitmiş. Ve bu firmaların ülkemize sattığı tohumların İsrail menşeli olduğunu da söyledi.

 Evet önce insanları kanser yapacak tohumları sonra ilaçlarını satıyorlar. Kayserimiz koronavirüs aşı haritasında mavi (düşük riskli) oldu ama hastanelerimizin yoğun bakımlarında yer yok. Keşke kırmızı kalsaydık da yoğun bakımlarımız boş olsaydı.

PAYLAŞ

DİĞER YAZILARI

×
bu kısma açılan video gelece
×
K