K

Öğrenciye zorla kamera açtırmak hukuki mi?

Öğrenciye zorla kamera açtırmak hukuki mi?
Pandemi nedeniyle örgün eğitimin yapılamadığı üniversitelerde, öğrencilerin online ve kameralı şekilde sınavlara girmeleri isteniyor. Bu durum 'özel hayatın ihlali' tartışmasını beraberinde getirdi. Peki, öğrencilere iradeleri dışında kamera açma zorunluluğu getirmenin hukuki bir dayanağı var mı? Bunu yapmak istemeyen öğrenciler ne yapmalı? Bu ve benzeri sorulara Kayseri Barosu Avukatlarından Emir Akpınar cevap verdi...

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) başta olmak üzere örgün eğitim yapamayan birçok üniversite, senatolarında karar alarak öğrencileri online sınav yapma kararı aldı. Kopya çekmenin önlenmesi amacıyla da sınavların kamera açık şekilde olmasına ya da pandemi koşulları sağlanarak belirlenecek tarihte yüz yüze sınav yapılacağı açıklandı. Bu durum öğrenciler başta olmak üzere birçok kişi tarafından tepkilere neden oldu. Öğrenciler teknik imkansızlıkları da gerekçe göstererek kameralı sınava karşı çıktı. Hukukçular da öğrenciye iradesi dışında kamera açtırmanın özel hayatı ihlal kapsamına girebileceği görüşünde.

Özel hayatın gizliliği olmadan özgürlükten bahsedilemeyeceğini söyleyen Kayseri Barosu Avukatlarından Emir Akpınar, “Virüsün yayılımının önüne geçebilmek amacıyla dersler öğretmenler tarafından uzaktan eğitim şeklinde verilmekte, öğrenciler derslere ve sınavlara akıllı cihazlar aracılığıyla katılmaktadır. Bu yeni eğitim ve sınav modeli pandemi sürecinde eğitimin sekteye uğraması ihtimalini bertaraf etse de belli sorunların oluşmasına sebebiyet vermiştir. Öğrencilerin akıllı cihazlarının kameralarını açmak zorunda kalmaları bu sorunların başında gelmektedir. Öğretmenler gerek derse katılımın ve devamın tespitinin yapılması maksadıyla gerekse sınavlarda kopyanın önüne geçmek amacıyla öğrencilerden kameralarını açmalarını istemektedir. Hal böyle olunca da özel hayatın gizliliği suçunun işlenip işlenmediği sorunu gündeme gelmektedir. Bireylerin özel hayat alanı bireyin paylaşmak istediği birkaç kişiyle paylaştığı, esasen gizli olan ve nispi sırlar barındıran bir alandır. Bireyler özel hayat alanına dair bilgilerin herkes tarafından bilinmemesini ve gizli kalmasını ister. Her bireyde var olan ölçülülük duygusu özel hayatın korunmasını gerektirmektedir. Özel hayatın gizliliği olmaksızın kişinin özgürlüğünden söz edilemez. İnsanın maddi ve manevi varlığının korunması için özel hayatın korunması bir zorunluluktur. Bu nedenledir ki özel hayat hakkı uluslararası belgelerle, Anayasa ile ve kanunlarla koruma altına alınmıştır” dedi.

“Kişinin rızası dışında kamera açtırılması suç teşkil edebilir”

Avukat Emir Akpınar, kişilerin rızası olmadan kamera açmasının, özel hayatının ihlaline gireceği için suç teşkil edebileceğini söyleyerek, sözlerine şu şekilde devam etti: “Yasada hangi faaliyetlerin ihlal oluşturacağı tek tek sayılmamıştır. Dolayısıyla söz konusu suç serbest hareketli bir suçtur ve istenilen şekilde işlenebilecektir. Konut, yani kişinin yaşadığı yer sadece belirli insanla paylaşılan ve kişinin nispi sırlarını barındıran bir alan olarak özel hayat kapsamındadır. Hiç kimse konutuna istemediği bir kişiyi zorla almaya zorlanamayacağı gibi yaşadığı alanın da kameralarla başkaları tarafından görülmesine izin vermeye zorlanamaz. Ayrıca herkes kendi yaşam alanında istediği şekilde yaşama hakkına sahiptir ve kameralar önünde kendi özel yaşam alanında ne şekilde bulunduğunu göstermek zorunda değildir. Bu değerlendirilmeler ışığında öğrencinin istememesine rağmen kamerayı açmak zorunda kalması ve o an için evinin veya odasının bir bölümünün yani yaşam alanının ve bizatihi kendisinin aslında istemediği kişilerce görülmesi özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabilecek niteliktedir.

“Önlemler özel hayat düşünülerek alınmalıdır”

Eğitimde önlemlerin özel hayat göz önünde bulunarak alınması gerektiğini söyleyen Avukat Emir Akpınar, “Elbette ki eğitim süreci içerisinde öğrencilerin derslere devamının sağlanması, eğitimin aksamaması ve sınavlarda kopya çekilmesinin önlenmesi gereklidir ve bunun için çeşitli önlemler de alınabilir. Fakat alınan hiçbir önlem kişilere, bireyin yasalarla koruma altına alınmış olan özel hayat alanına müdahale etme hakkını vermez. Herkes bireylerin özel hayat alanına saygı göstermeli ve alınacak önlemler de bu doğrultuda alınmalıdır.” dedi.

“Özel hayatı ihlal edenler 1 ile 3 yıl arasında ceza almaktadır”

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde belirtilen maddelerle özel hayatı ihlal eden kişilerin 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası alabileceklerini söyleyen Av. Akpınar, “Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu Türk Ceza Kanunu’nun 134. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu madde, 1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır. 2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur. Bu suçun koruma altına aldığı değer özel hayat alanına giren tüm faaliyetlerdir” ifadelerini kullandı.

GÖNDER
×
Birden çok mail adresi varsa mail adreslerini virgül ile ayırınız
Max 200 karakter
Gönder
×
bu kısma açılan video gelece
×
K